rehberi

Ekran%20Resmi%202021-04-02%2022.28_edite

Ali İhsan Güngül

Ali İhsan Güngül ve Nimet Hanım'ın evlilik hatırası. 1954

Ali İhsan Güngül, Nimet Hanım ile 1954 yılında evlendi. Fotoğrafta ayaktakiler, soldan sağa, sinemacı Recep Yakar'ın eşi Naciye Hanım, Ali İhsan Güngül, Recep Bey'in oğlu Melih ve kızı; oturanlar, soldan sağa Ali İhsan Bey'in annesi Halime Hanım, eşi Nimet Hanım ve Nimet Hanım'ın annesi Şehriban Hanım. 

(Bu sayfadaki fotoğrafların tümü Ali İhsan Güngül'ün kızı Jale Güngül Gülsün'ün aracılığı ile aile albümünden alınmıştır.)

1930, Dikili doğumlu. 1939’daki büyük bir yıkıma neden olan Dikili Depremi sonrasında anne ve babasıyla beraber dedesinin Bergama’daki evine yerleşti, Zübeyde Hanım İlkokulu’nu bitirip Erkek Sanat Okulu’nda tasfiye bölümüne girdi. Babasının Kurtuluş Savaşı’ndan kalan savaş yaraları nedeniyle çalışamamasından dolayı eğitimini yarıda bıraktı. Elektrikçi ve sinema operatörü olarak çalışmaya başladı.

Askerliği sırasında da telsiz tamiri ve bakımı ile nükleer enerji konularında teknik eğitimler alan Güngül, 27 Mayıs Askeri Darbesi sonrasında Bergama’da açılan İnkılabı Koruma, Yaşatma, Yayma ve Halkı Kaynaştırma Bürosu’nda görevlendirildi. Bu dönemde Bergama’nın 122 köyü ile bazı bucaklarına elektrik jeneratörü ile işleyen, 16 mm’lik film çeken ve oynatan makinelerle giderek eğitim, sağlık, tarım, sanayi, toplumsal kalkınma ve genel kültür bilgilerine ilişkin film gösterileri yaptı. Askeri yönetimin sona ermesinin ardından bağlanmak üzere bir kurum aramaya başladı. Kaymakam Mustafa Atak aracılığı ile yaptığı müracaat sayesinde İzmir Valisi Enver Saatçigil’in emri üzerine, 1950’lerde Demokrat Parti tarafından kapatılmış olan Halkevlerinin yerine açılan Halk Eğitim Merkezlerinin Bergama şubesinde, eğitim araçları teknisyeni ve gezici eğitim personeli olarak görevlendirildi.

Gezici eğitmenlik yıllarında Bergama kültürünü araştırdı, yerel oyunları ve halk türkülerini kayıt altına aldı. Bu araştırmaları sırasında topladığı bilgilerle, Bergama Halk Eğitim Merkezi’ndeki kursiyerlerin sahneleyeceği oyunlar yazdı.

Yöresel Köy Düğünü, Yavuklu Çapası, İmece Kınası, Dımıdan, Barana, Martıval ve Hasat Şöleni adlı oyunları 70’li yıllarda İzmir Televizyonu tarafından stüdyo ortamında çekildi ve TRT 1’de yayınlandı.

Ali İhsan Güngül

Ali İhsan Güngül 

Ali İhsan Güngül, Bergama Halk Eğitim Merkezi faaliyetleri kapsamında Terzi Haliller Köyü'nde...

Ali İhsan Güngül (Sol başta) Bergama Halk Eğitim Merkezi faaliyetleri kapsamında Terzi Haliller köyünde. 1960'lar.

Bergama’da 1960’lardan itibaren tiyatro, müzik ve sinema ile ilgilenen hemen herkesin yakından tanıdığı, onun tedrisatından geçerek mesleki ve sanatsal alanda kendilerini geliştiren Bergamalıların ‘Aliksan’ da dediği Ali İhsan Güngül uzun yıllar boyunca Bergama Halk Eğitim Merkezi’nde gençlerle yaptığı çalışmalarla arkasında büyük izler bıraktı. Çılgınlar Orkestrası’nın konserlerinde, sahne aldıkları düğünlerde lambalı anfileri kurdu, 16 mm film makinesi ile Bergama köylerinde film gösterimleri yaptı, tiyatro oyunları yazdı, tiyatro oyunlarında ve Bergama’da çekilen filmlerde roller aldı. Bozkurtlar Geliyor filminde Hancı rolünde oynadı.

Ali İhsan Güngül (sağda) ve Suat Özönder

Ali İhsan Güngül (Sağda) ve Suat Özönder.

Ali İhsan Güngül (soldan üçüncü), Suat Özönder (sol başta)

Ali İhsan Güngül (Soldan üçüncü) arkadaşlarıyla.

On iki tiyatro oyunu yazan Güngül’ün eserleri Bergama’nın dışında da sahnelendi, Avustralya’ya kadar ulaştı. Enerjik, şen şakrak, hazır lafçı kişilik yapısıyla herkesin sevgisini, sempatisini kazanan, çok sayıda insanın yetişmesine katkısı olan, Bergama’ya büyük faydaları dokunan Ali İhsan Güngül hayata 2016 yılında veda etti.

Ali İhsan Güngül (önde) ve (soldan sağa) Kemal Özyıldız, Beytullah Özyıldız, Refik Özyıldız

Ali İhsan Güngül (önde), (ayaktakiler, soldan sağa) Kemal Özyıldız, Beytullah Özyıldız ve Refik Özyıldız.

Güngül’ü yakından tanıyan sinemacı, elektrikçi Beytullah Özyıldız ustasının son zamanlarını şöyle anlatıyor:

“Telefon çaldı gece ikide. Mide kanaması geçiriyormuş. ‘Beni İzmir’e götürür müsün?’ dedi. O zaman buradaki hastanenin kapasitesi pek iyi değildi. ‘Tabii, hemen!’ dedim. Taşhan’ın orada arabam vardı, Anadol, gittim ki ne göreyim! Dört lastiği de yarmışlar. Kim yapmış belli değil. Biz o zamanlar biraz hoplayıp zıplıyorduk… Hemen gittim Demirci Necati’nin kapısını çaldım. Yepyeni bir Renault. 1000 kilometrede ya var ya yok… ‘Bana araban lazım!’ dedim. Yukarıdan attı arabanın anahtarını. Hemen bindim gittim. Atmaca’ya çıkarken köşede oturuyordu Ali İhsan abi. Aldım, direk Ege Üniversitesi’ne yetiştirdim. Saat 4’te oradaydık, 6’ya kadar ameliyatta kaldı. Midesinin 4’te 3’ünü aldılar, kurtardılar adamı. Yani canım kurban…

 

Son nefesine kadar elini öpmeden yanından ayrılmazdım. Çok adam yetiştirdi. Bizim jenerasyonun hepsine mutlaka bir faydası olmuştur. ‘Senden vefalısı çıkmadı Beytullah.’ derdi bana son zamanlarında. Çok bilgili, çok değerli insanlardandı.”