rehberi

Ekran%20Resmi%202021-04-02%2022.28_edite

Türk Ocağı

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türk Ocağı'nın kullandığı bina.

Bergamalı Rumların terk etmek zorunda kaldıkları yapılardan Angelopulos'un binası ironik biçimde Bergama Türk Ocağı'nın kullanımına verilmişti.

Türk Ocakları Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli din ve milliyetlerden meydana gelen kozmopolit yapısı içinde şekillenen Türk milliyetçiliğinin teşkilatlanması ile 1912 yılında kurulmuş etnik ayrımcı yapıda bir cemiyettir. Türkçülük düşüncesini yayacak ve yaşatacak bir derneğin kurulması ve adının da "Türk Ocağı" olması 1911'de kararlaştırılmıştır.

Derneğin kurucuları, Mehmed Emin (Yurdakul), Ahmed Ferit (Tek), Ağaoğlu Ahmet ve Askerî Tıbbiyelileri temsilen Fuat Sabit (Ağacık) idi.

Türk Ocağı İstanbul'daki merkezinde faaliyet gösterirken başta İzmir'de olmak üzere, belli başlı şehirlerde şubeler açtı. Şube sayısı 1919'da 35'e yükseldi ancak Türk Ocağı çalışmaları, Kurtuluş Savaşı Dönemi’nde askıya alındı. Cumhuriyetin ilanından sonra açılan Ocaklar’ın sayısı, 1928 yılı başında 141'e ulaştı. 1927 yılında toplanan Türk Ocakları Kurultayı’nda, Türk Ocağı Yasası'nda değişiklik yapılarak dernek Cumhuriyet Halk Partisi ile ilişkilendirildi. CHP ile ilişkilenme dernek bileşenlerinde tepkiye neden oldu. Bunun üzerine Türk Ocakları CHP tarafından kapatıldı, yerlerine aydınlanmacı cumhuriyet anlayışını temsil eden Halkevleri kuruldu. 1931 yılında feshine karar verilen Türk Ocağı'nın mülkleri ve nakdi varlıkları Cumhuriyet Halk Partisi’ne devredildi.

Bergama Türk Ocağı, ironik bir biçimde, Abacıhan Sokak’ın İstiklal Meydanı’na çıkan köşesindeki iki katlı gösterişli bir Rum binasında açılmıştı. Sefa Taşkın’ın Bergama’da Abacıhan Sokak kitabında binanın 1920’ler Bergama’sının en varlıklı Rumlarından Themistoklis Angelopulos’a ait olduğu belirtiliyor:

“Alt katı geniş bir ‘kafeneio’, ‘kahvehane’, üst katı, ‘Ksenodokhio Akropolis’, ‘Akropolis Oteli’ olan bu binayı Angelopulos yine kent Rumlarından Bolikas’a kiralamış. Otelin Bodrumüstü’ne bakan dar cephesinde küçük bir kahve ve berber dükkanı varmış. (…)

Rumların kafeneio’larında yalnızca kahve, çay içilmezdi. Ucuz rakının yanına birkaç meze konurdu, iskambil ya da tavla oynanırken ya da muhabbet edilirken. Şarap pahalıydı.

1922’den sonra Rumlar gidince, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından, binanın alt katı önce Türk Ocağı, sonra Halk Evi, kahvehane olarak kullanılmış, toplumsal etkinliklere tahsis edilmişti. Tiyatrolar oynanmış, küçük konserler verilmişti. Bergama’ya ilk radyonun Türk Ocağı’na geldiği, halkın bu yeni icadı görmek, dinlemek için buraya akın ettiği anlatılır.”

1956 yılından sonra uzun zaman kullanılmayan eski Türk Ocağı binası, 2012 yılında restore edildi.

1956 yılından sonra uzun zaman kullanılmayan eski Türk Ocağı binası, 2012 yılında restore edildi.

1952 yılında, Akşam Sanat Okulu’nun kullanmakta olduğu Türk Ocağı binası Kız Sanat Ortaokulu adıyla faaliyete geçti. 1956’dan sonra öğrenci sayısının artması ile kapasitesi yetersiz kalınca bina boşaltıldı. Uzun süre boş ve bakımsız kaldı. 2012 yılında restorasyonu tamamlanarak yaklaşık 270 m2 kullanım alanı üzerinde hizmet veren İlçe Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaya başlandı.

Türk Ocaklarının ülke çapındaki ikinci dönemi, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Dr. Hasan Ferit Cansever, Burhanettin Develioğlu, Ahmet Mazhar Akifoğlu, Dr. Fethi Erden, Ragıp Nurettin Ege, Tevfik Noyan, Cevat Mustafa Emecan ve Cemil Behçet'in kurucu olarak gösterildiği bir Türk Ocakları Yasası ile 10 Mayıs 1949'da başladı.

12 Eylül 1980 askeri darbesi ile birlikte, ülkedeki bütün derneklerin faaliyetleri gibi Türk Ocağı faaliyetleri de durduruldu ve faaliyetler ancak 1984'te yeniden başlayabildi. Bugün Türk Ocağı, 50'den fazla şubesi ile Türkçü-Turancı anlayıştaki çalışmalarına devam ediyor.